Mutlaka “yapıcısını” mı aramak zorundayız? Eleştiri üzerine

Eleştiri konusuna ilişkin birkaç parametreye değinmek istiyorum. En başından, yazılı/sözlü “eleştiri”de sertlik derecesine sınır konamayacağını, fakat “küfür” olarak kabul edeceğimiz sözcükleri bunu dışında tuttuğumu not etmek isterim. Bu talebin ilk kez ne zaman, kim tarafından yazıldığını, söylendiğini bilmiyorum. Düşünür ya da politikacı mıydı?

Avrupa’da Türk gazeteci olmak neden kolay değil?

İtalya’da yaşayan ve üreten yazar Birgül Göker Perdisa, Avrupa’da gazeteci olmanın gereklerini ve koşullarını yazar Osman Çutsay ile konuştu. – Gazeteciliğe nasıl başladınız? Hangi basın kuruluşlarında ve hangi gazetecilerle çalışma imkânınız oldu? OSMAN ÇUTSAY – Yazı yazmaya, daha doğrusu yayımlamaya, Ankara Siyasal’ın son

“Babalar ve oğullar”, bugün böyle: Mahir Güven’den sürpriz bir ilk roman

Anlatılan bizim hikâyemizdir, gerçekten. Bu insanlar Batı Avrupa’da doğup büyümüş olmalarına rağmen, içlerinde bir Türkiye taşıyorlar. Buna “saklı Türkiye” de diyebiliriz. Oluşumlarıyla resmi verilerin ve resmi ideolojilerin ötesindeydiler çünkü. Gençler ve yaşlandıklarında bile Türkiye kokan bir genç enerji taşıyacaklar. Geçmişten biliyoruz. Çoğunluğu Almanya-Avusturya

“Son Bakıştaki Hüzün”

Kişisel bir macera değil bu. Aysel bu hayhuy içinde Denizlerin asılmasına da şahit olmuştur. Müjde Ar, “annem o gece sabaha kadar sigara içip ağladı” diyor o uğursuz günü anlatırken. Sonra daha üzerinden 10 yıl geçti geçecek, yeni darağaçları, yeni fidanlar… Erdal Eren’i asarlar

“Kovaladıkça Kaçan Ateş Böceği misin?”

“Unut yüzündeki bu çizgileri Sana gelirken her yerden geçtim Hatırlamam bile ben eskileri Kadınca hakkımca savaşlar verdim” Fatih Güzeli Aysel’di artık. Disiplinli ve mazbut bir anneydi. Karagümrük’te, atölyelerin arasındaki evlerinin civarında hurdaları toplayıp eskicilere sattılar bazen. Bazen tam yemek saatinde komşuya misafirliğe gittiler.

“Vakitsiz çiçek aç, sana kış düşsün.”

Deli Kamile’nin deli kızı. Delilik tarihi daha lise yıllarında Trabzon’un sıra dışı kızı olmasından başlıyor. Arkadaşları entarileriyle girermiş denize. O mayosuyla. Karadeniz’e entariyle, elbiseyle girmekten daha büyük delilik var mı? Karadeniz alıp alıp gitmiş yaşıtlarını. Delilik, bu deliliği yapmayan Aysel’e kalmış. Karadeniz’de bir

Ütopyadan distopyaya düşebiliriz: Sadık Usta’nın temkinli iyimserliği

Yeni kitap hazırlıkları içinde çalışmalarını sürdüren sosyalist yazar Sadık Usta, Türkiye’nin çok zor bir süreçten geçtiğini, ancak özellikle Türkiye aydınının ütopyacı geçmişinden de güç alarak ve dünyada değişen güçler dengesini iyi değerlendirerek bir dağılma kaderini boşa düşürebileceğini belirtti. İçinde bulunduğumuz karanlıktan ancak devrimci

Frankfurt kıraathanesindeki hain

Üçüncü dünya savaşına mı sürükleniyoruz? Ukrayna ve Gazze çatışmalarının ardından bu bir sorudur. Tabii sorunun bir de örtük ön kabulü var; önceki iki savaş sona ermiştir ve buna karşılık bir yenisi, üçüncüsü, ihtimal dahilindedir. Oysa üçüncü savaşın emaresi olarak görülen çatışmaların ve cephelerin,

Zındık yazı

George Granville Monah James, şimdi adı unutulmuş bir mantık profesörü. Geride ancak meraklılarının arayıp bulabildiği bir kitap bırakmış; başlığı “Çalınmış Miras…” James’in kitapta söylediği şu; Bugün Yunan felsefesi diye bildiğimiz şey hemen hemen Büyük İskender’in Mısır’ı fethi ve ardından İskenderiye Kraliyet Kütüphanesi’nin talan

The Banshees of Inisherin: Bir filmden daha fazlası

Popüler kültürden ve onun dayattığı gerçeklikten bir kaçış yok. İnsan zihni iki karşıt kutba bölündü.  Beğenenler ve beğenmeyenler. Bu yazı bir beğenme ya da beğenmeme hadisesi değildir. Bu yazı, İrlanda ulusunun tarihi gerçeklerini bir turizm nesnesine, reklam diline kurban edenlere güçlü bir itirazdır.