Avrupa’yı çatışmaya sürükleyen enerji: Fırtına, iklimin doğasında var

CEMİL FUAT HENDEK “Halkların kardeşliği” ifadesinin herhangi bir maddi temeli olmadığını bilmek gerekir. O, sadece işçi sınıfının enternasyonalist karakterinde dayanak bulan bir “umut formülü”dür. Halklar kardeş olmadığı gibi, sosyalist devrimini bulamayan coğrafyalarda çıkar gruplarının kışkırtısıyla er veya geç birbirlerini boğazlamaya da mahkûmdurlar. Avrupa

Tarafsızlık hurafesi: Gücün doğal düzen olarak sunumu

ÖZCAN BUZE Tarafsızlık bir erdem değil, bir maskedir. İktidar ilişkilerinin gizlendiği yer tam da bu maskenin arkasındadır. “Tarafsız” olan, aslında zaten kurulmuş olan düzenin dışına çıkmaz, onu korur. “Tarafsızlık” modern siyasal dilin en güvenilir görünen yanılsamasıdır. Çünkü kendisini bir konum olarak değil, bütün

Çölleşmiş sanat dünyamızda yeni bir rezalet: Eurovision “şeyi”

CEMİL FUAT HENDEK Eurovision Şarkı Yarışması önceki gün sonlandı. Müzik dünyasında bir yeni rezalete imza atarak… Bence birinci rezalet, yarışmaya katılan “gürültülerin” melodisizliği ve ritim bozukluğunu abartılı koreografi ve sahne oyunlarıyla telafi etmekten ibaret gösterilerin yerlerde sürünen müzik kalitesiydi. Karşımızdaki şamata son onyıllarda

Minör siyaset, majör boyunduruk: “Merkezsizlik” yanılgısı üzerine

ÖZCAN BUZE I. Giriş: Bir Yanılsamanın Anatomisi Son yıllarda “minör siyaset” kavramı sol çevrelerde giderek daha fazla yankı buluyor. Merkezsiz, lidersiz, yatay örgütlenme modelleri; rizomatik direniş biçimleri; partisiz, programsız ama enerjik hareketler — bunlar artık pek çok çevrede devrimci siyasetin yeni formu olarak

Anadolu Cumhuriyetçiliği ile Atatürk Cumhuriyetçiliği arasındaki bağlar

ÖZCAN BUZE Cumhuriyetçilik ideolojisi, sadece modern çağın bir ürünü değil, aynı zamanda halk iradesine dayanan kadim geleneklerin modern biçimde yeniden yorumlanmasıdır. Bu bağlamda, Türklerin Orta Asya’daki kurultay geleneğinden, Anadolu’daki Ahilik yapılanmasına kadar birçok tarihsel örnek, halkın yönetime katıldığı, adaletin merkezde olduğu bir yönetim

Gecikmiş bir 1 Mayıs yazısı

CEMİL FUAT HENDEK Başlığa bakmayın. Bu yazının konusu o günden çok daha geniş kapsamlı. Sadece 1 Mayıs değil, ideolojik savaşın bir yöntemi olarak süreklilikle bizden çalınanlarla ilgili. Daha açık bir ifadeyle, bize ait tüm kavramların çalınmasından ve ona eşgüdümlü olarak belleğimizin boşaltılmasından bahsediyorum.

Venezuela’nın petrolünde boğulmak: Tablonun asıl belirleyicisi ne?

CEMİL FUAT HENDEK ABD’nin son saldırısıyla tekrar aktüel oldu Venezuela petrolü. Ülke topraklarının altında ne müthiş bir rezerv saklı olduğu, o petrolün kalitesi, ABD’nin kimi rafinerilerinin teknik hazırlığını bu petrole göre yapmış olduğu… Uzatmayalım, bu “petrol masalını”, bir küçük askeri birliğin “Trump’ın emriyle”

Bize düzen dışı bir “gölge kabine” gerek: İlk adım?

OSMAN ÇUTSAY Cüretli yazılarıyla Zülâl Kalkandelen, sonunda işçi sınıfının idam fermanının çıkarıldığını bağırdı. İktidar kadar düzen muhalefetini de imleyerek tabii. Bir diğer çalışkan ilericimiz Prof. Dr. Cangül Örnek, düzen muhalefetinin “Batı kamuoyuna değil, ABD’nin ve Avrupa’nın siyasi ve iktisadi elitlerine ulaşmayı” hedeflediğini örneklerle

Devrimci durumda yukarısı, ortası, aşağısı

GEORG FÜLBERTH Bir devrimci durum, eğer yukarısı artık yapamıyorsa ve aşağıdakiler de artık istemiyorsa meydana gelirmiş. Bu cümle Lenin’e dayandırılır. O kadar makul görünüyor ki, kimse kaynağını belirtme çabası göstermiyor. O yüzden, burada da bir “Aranıyor!” bildirimi yapılmış olsun: Gönderiler redaksiyona lütfen! Cümlenin,

Saray’a şiddetsiz yürüyüş mü? Halkın bu düzene rıza gösterdiği söylenemez, ama…

Türkiye’de insanlar iktidarın marifeti bir cenderede, geleceğini mi kurtarmaya çalışıyor, yoksa kaderine küsmüş, öylece bekliyor mu? Artık Yugoslavya değil, Suriye gibi bir sona yürüdüğü ileri sürülen Türkiye’de, kriz derinleşirken, öyle bir sonu engellemek için neler yapılabilir? Bu sorulara yanıt arayanların sayısı artıyor. Örneğin