Gecikmiş bir 1071 yazısı: Aile devletleri kimi kurtardı?

ORHAN GÖKDEMİR Selçukluların büyüğü-küçüğü, ardından gelen Osmanlılar, birer aile devletidir. Biri Selçuk Bey’in diğeri Osman Bey’in adını taşır. Bu beyler bir devlet kurmayı başarıp hanedana dönüşmüşlerdir. Hanedan, hükümdar ya da devlet büyüğü gibi bir kişiye dayanan soy, böyle bir soydan olan büyük aile

Oskar Lafontaine ve Türkiye’ye düşen sosyal demokrat gölge

HAKAN ŞEN Türkiye ve Almanya’nın sosyal demokratları arasındaki kan bağı çok açık. Akrabalar. Fakat nedense Alman sosyal demokrasisinden çıkan ayrıksı, hatta heterodoks arayışların gölgesi veya ışığını, akrabası olan Türkiye sosyal demokratlarında göremiyoruz. Örneğin bir Oskar Lafontaine ve eşi Sahra Wagenknecht’in benzerlerine Türkiye’de rastlayamıyoruz.

Patronun düşürülmesine sevinmeyen bizden değildir

GÖKÇE GİRESUNLU  3 Temmuz 2011’de, Türkiye’nin 15 şehrinde eşzamanlı olarak gerçekleştirilen baskınlarla birçok aktif futbol kulübü yöneticisi ve futbolcusu gözaltına alındı. İddia 2010-11 sezonunda Süper Lig ve 1. Lig’in bazı müsabakalarında şike yapıldığı ve teşvik primi verildiğiydi.   Almanya Bochum Savcılığı “beyaz kadın ticareti”

Birleşmiş Milletler’den bakınca görülen: Hitler yenildi, ama…

Gazeteci Enrico Mingori’nin, işgal altındaki Filistin topraklarının Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Francesca Albanese ile haftalık İtalyan The Post Internazionale dergisi için yaptığı söyleşiden bir kesiti Türkçe olarak yayımlıyoruz.   Francesca Albanese 44 yaşında. Pisa Üniversitesi Hukuk Bölümü mezunu, Londra ile Amsterdam üniversitelerinde de insan

Yanlış bir edebiyatın içinde doğru edebiyat yapılabilir mi?

OSMAN ÇUTSAY Doğrusu hiç hazzetmediğimiz, dünya gericiliğinin sola sokuşturmayı başardığı kirli “tezgâhlardan” biri olan Theodor Wiesengrund Adorno’nun bir aforizmasından girelim yine topa: Yanlış bir hayatın içinde doğru bir hayat olmaz. Yaşayamazsınız.  Peki, yanlış bir edebiyatın içinde doğru bir edebiyat yapabilir misiniz?  Bu soruyu

Fransa, Mélenchon ve NATO: Şeyh uçmaz, müridi uçurur

EVİN NAGEHAN Fransa’da fiilen askıya alınmış olan yeni hükümet sorunu 2024 Yaz Olimpiyatları’nın sona ermesinden sonra tekrar gündeme gelmeye başladı. Temmuz başında gerçekleşen baskın erken seçimlerden birincilikle fakat mutlak olmayan bir çoğunlukla çıkan Yeni Halk Cephesi’nin (NFP) hükümet kurup kuramayacağı ise hâlâ belirsiz.

Ataması yapılmamış son bürokrat: Kemal Kılıçdaroğlu

GÖKÇE GİRESUNLU Arkadaşımız Behlül Özkan Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili bir makale kaleme almış. Ne yazık şimdilik Türkçede yok. Ruşen Çakır konuk etmiş, makalesinin içeriğini sormuş. Oradan haberdarız.   Özeti şu; “Bu makaledeki temel argüman, Erdoğan’ın son on yılda sayısız toplumsal, iç ve dış politika

Ukraynistan savaşında Rusya’nın benzersiz silahı 

Rusya’nın gücü nereden geliyor? Askeri ve ekonomik gücünden değil, insani gücünden söz ediyoruz. Artık içsavaş sinyalleri veren Avrupa’da ve diğer Atlantikçilerde olmayan bir şey bu. Tarihten alınan bir kitle desteği.  Ne demek istediğimizi Korkut Boratav Hocamızın soL Haber Portalı’nda 26 Temmuz tarihli yazısından

Özgür “Özal” ve Ekrem İmamoğlu’nun “Ecevit Oyunu”

Şeytan azapta gerek. Nasıl mı? Türkiye ve çevresi, aslında tüm Avrupa, zangır zangır titriyor. Toplumsal ve askeri altüst oluşlar yaşanıyor: Avrupa’da ve Türkiye’nin komşularında resmen savaş var, ekonomiler dikiş tutmuyor, en sanayileşmiş ülkelerde bir sanayisizleşme kapanı işliyor. Almanya başta olmak üzere, resesyon resmen

Avrupa’yı ne yapacağız?

Başlıktaki soruyu 19. yüzyıldan ödünç aldım. Marx’ın sorusudur. Sorduğu tarihte Avrupa yükselişte ve Osmanlı düşüşteydi. Avrupa’nın, bir ayak bağına dönüşen Avrupa Türkiye’sini ne yapacağına karar vermesi gerekiyordu. Sorunun kaynağı budur.  Kaynakta ise soru başkadır. “Türkiye’yi ne yapacağız?” Karl Marx, “Doğu Sorunu” üzerine yazılarında,