İşçi sınıfı liberalizmi: Bir oksimoronun anatomisi

ÖZCAN BUZE ARKA KAPAĞIN İTİRAFI Önce kitabı okumayın. Arka kapağını okuyun. Çünkü övgü yazıları kitabın reklamı değildir; kitabın sınıfsal künyesidir. Bir yapıtın kime seslendiğini anlamak için içindekiler bölümüne bakmak gerekmez, kefillerine bakmak yeter. Daron Acemoğlu’nun yeni kitabı Hangi Liberal Demokrasi — İngilizce aslıyla

Genel zekânın çitlenmesi: “Yapay Zekâ” çağında İlyenkov ve Marx

ÖZCAN BUZE Şanghay, 17 Temmuz. Salonun ön sıralarında yirmi dokuz ülkenin temsilcisi oturuyor. Xi Jinping kürsüden hiçbir devletin yapay zekâ teknolojisine tekel kuramayacağını söylerken arkasındaki ekranda yeni kurulan örgütün adı beliriyor. Aynı hafta, on üç bin kilometre ötede, Beyaz Saray’da Donald Trump 500

1789 Fransa, 1917 Rusya, 1923 Türkiye ve bugün: Devrimci dalga

ORHAN GÖKDEMİR Cumhuriyet bir seraptı. İnsanlığın çocukluk çağında görüldüğü ama inanılmadığı vakidir. Atina’da demokratikti, Roma’da aristokratik olmuştur. Ama her durumda köleler ve kadınlar dışındaydı. Genel-eşit bir yurttaşlık yoksa cumhuriyet mümkün değildir. Ama bir düş, bir serap olarak böyle başladı. Halktan aldığı güçle ve

İvmeciliğe, tarihin öznesine ve algoritmaya dair: Kaderciliğin yeni kılığı

ÖZCAN BUZE Bir Hezeyannâmenin Kısa Tarihi 1971 yılında, İngiltere’nin Coventry kentindeki kenar mahallelerden birinde henüz otuz yaşına bile girmemiş bir grup felsefe hocası ve öğrencisi toplanmıştı. Amaçları, üniversite binalarının soğuk koridorlarında bambaşka bir zaman algısı yaratmaktı. Warwick Üniversitesi’nin felsefe fakültesi, o yıllarda İngiltere’nin

“Dünyanın bütün sporseverleri uyanın!”

CEMİL FUAT HENDEK Of be! En sonunda… Bir kez daha sona erdi dünyanın bütün futbolseverlerini nefes nefese bırakan yarış. Her ne kadar, tankla, top, tüfekle savaşa gider gibi ABD yollarına düşen milli takımımız hızla gittiği gibi geri dönmüş olsa da… (Yeterince iyi oynamadıklarını

Aydınlığımıza övgü: Doğan Avcıoğlu-Yalçın Küçük

ORHAN GÖKDEMİR Yola çıkan, Doğan Avcıoğlu’nu buluyor. Yürüyen, Yalçın Küçük’e ulaşıyor. Yalnızca bunlar değil, Namık Kemal’i, Tevfik Fikret’i de keşfedeceğiz mecburen. Aydınlığı arayan aydını arar. Bunu, aydını, aydınlanma ile birlikte ortaya çıkan bir kavram olarak kabul etmemiz gerek. Kendi hülyalarının peşinden giden yeni

Sınıf mücadelesi, nesnellik ve maddi gerçeklik: “Stalin diktatörlüğü”

ÖZCAN BUZE Stalin bir diktatör müydü? Evet, Stalin bir diktatördü. Fakat o, bu sıfatı burjuva demokrasilerinin sahte maskelerinin arkasına gizleme ihtiyacı duymayan bir devlet yapısının, yani bizzat işçi sınıfının sömürücülere karşı uyguladığı Proletarya Diktatörlüğü’nün lideriydi. Marksist devlet teorisine göre devlet, sınıflar üstü bir

Hep aramızdaki iki “şedid” delikanlı: Nâzım Hikmet ve Yalçın Küçük

OSMAN ÇUTSAY İnsanlar babalarından çok yaşadıkları zamana benzermiş. “Mekân” desek, daha doğru. Edip Cansever “insan yaşadığı yere benzer” demişti “Mendilimde Kan Sesleri”nde… Öyle mi? Ya sanatçı? Yazar? Yazar kuşkusuz yaşadığı zamana benzer. İster istemez onu yansıtır, fakat eğer başarabilirse de onu aşar. Tabii

İliyenkov: “SpinoMarx” bulamacına karşı devrimci müdahale

ÖZCAN BUZE Modern felsefe ve siyaset teorisi sahnesi, uzunca bir süredir devrimci teorilerin dişlerinin sökülmesi, eylemsizleştirilmesi ve burjuva üniversitelerinin koridorlarında zararsız birer akademik hobi haline getirilmesi operasyonuna tanıklık etmektedir. Bu operasyonun Batı akademisindeki en organize, rafine ve antikomünizmin değirmenine en çok su taşıyan

Hayalet değil, miras: Komünizmin ölmeyen sürekliliği üzerine

ÖZCAN BUZE BİR METAFORUN SINANMASI Marx ve Engels tarafından 1848’de yayınlanan Komünist Manifesto’yu okuyan herkes bilir: İlk cümle “Avrupa’da bir hayalet kol geziyor” şeklindedir. Bu açılış, komünizmin henüz iktidara gelmemiş, henüz somutlaşmamış ama daha o zamanda korku uyandıran bir tehdit olduğunu ilan eder: